Röportaj: Serkan Eskalen
- Serkan Eskalen denince benim aklımda ilk olarak beliren kelimeler: Tarkan, sosyal medya iletişimi, ikiz, özenli, itinalı ve zeki bir kişilik… Siz kendi kelimelerinizle kendinizden bahseder misiniz?
Tanımladığınız öğeler yerinde olmuş.Anahtar kelimeler doğru diyebilirim
Ama zeki olma konusunda,herkesin kendine göre alanında veya yaşamında bir başarısı vardır diyelim.Ben yine hayatımda en büyük işide başarsam zekiyim diyemem.Başarılı olmuş diyebilirim.
Aslında kendimden bahsetmeyi pek sevmesemde beynimin sol tarafından gelen hayat akışımı hemen anlatayım.
1987 yılının 10 mayıs günü istanbulda ikizlerden birisi olarak hayata gözlerimi açtım.İstanbulda doğdum büyüdüm ve hala büyüyorum. Platonik bir Istanbul aşığım.Gelecek zaman kipindede hep istanbulda olmamı ümit edeceğim.
Eğitim hayatımda,Bahçeşehir Üniversitesi ve Anadolu üniversitesi’nin Pazarlama bölümünü ve işletme fakültesini bitirdikten sonra, son olarak Bahçeşehir üniversitesi iletişim fakültesi son sınıf reklamcılık bölümünde eğitim hayatıma devam ediyorum.Proaktif bir insan olmakla birlikte boğa burcunun tüm özelliklerini yansıtırım.İnsanlarla iletişim kurmayı severim.İletişim benim için milli bir meseledir. Ağzımı harekete geçirmeden önce aklım vitese takanlardanım.Sorgulayan,okuyan, bilen ve dile getirenim.
Entellektüel dürüstlüğümde nazar boncuğumdur.Teknoloji konusunda çok meraklıyımdır ve yoğun kullanıcısıyım diyebilirim.
Sanat camiasını ve medyayı sürekli takip ederim sentezlerim.Ayrıca Tarkan’a yönelik hayranlığım ve yıllarca çalışmalarımız oldu.Resmi Tarkan fan club sosyal medyasını yönettim.Ekip ile çalışmalarımız büyük ve elverişli oldu.Güzel şeyler başardığımıza inanıyorum.Süregelen bu iş detaylarında sahne arkasında kalan insanlardan olmayı seviyorum ama hayatta işin sahnesinde olmayı benimsiyorum.
Öncesinde kurumsal şirkette ve reklam ajanslarında öğrenme çabası içinde olarak stajyer pozisyonlarında ve koordinator olarak görev aldım.Son olarak Some agency’de some social dijital bölümünde çalışma ve ara geçiş dönem hayatım devam etmekte.
3T hayatım’ın bir fonksiyonu;
Trend,Teknoloji ve Tevazu.
En önemli özelliğim ise; düşmanımı dostum haline getirerek imha ederim.
- Sosyal medyada var olmanızın ilk 3 nedeni nelerdir?
Gündemi takip etmek,gelecekteki sosyal medya profilimi inşa etmek ve hür iradem ile düşüncelerimi aktarabilmek.
- Herkes farklı düşünüyor siz ne dersiniz, sosyal medya sosyalleştiriyor mu yoksa tam tersi mi?
Sosyal medya insanı asosyal yapıyor.Ama bir yandan da tam tersini sağlıyor.Her iki konudanda ele alacağım.
Sosyal olan insan kendisini dışarıda gezerken dolaşırken bulur yada aktivite içinde olurken veya yüz yüze iletişim sağladıkları arkadaşları, ailesi ile hayatı tanımlar. İşte bu durumdan sonra sosyal medya göreve giriyor.Dolaştın gezdin ama nerede gezdin ? hemen check-in’leme yapma.(Foursquare)
Facebook ve twitter’da kiminle olduğunu paylaşma ve lanse etme. Öncesinde acaba sosyal medya yok iken bunları ele alıyormuyduk? Twitter’a ‘iyi geceler’ diye ileti yazıyorum.Twitter yok iken uyuduğumu kimse bilmiyormudu acaba? yada gezdiğimi.
Hugo vardı eskiden.Sunucu tolga abi idi.Hep derdiki ‘hugo parmaklarınızın ucunda’ Sosyal medyada aynen bu şekilde.Yaşamımız sosyal medya aracılığı ile parmaklarımızın ucunda.
Hayatta sosyal olmak gerekiyor.Bunuda sosyal olan medya araçları ile kullanırsın veya sağlarsın o kendi kişisel namında bittiğini düşünüyorum. İsteyen yaşamında istediği herşeyi sosyal medyada yazar,paylaşır.İsteyen sınır verdiği ölçüde kendisini sosyal medyada tanımlar.Bana göre sosyal medyanın hem yararıda var hemde zararı.
Ama öte yandan baktığımızda sosyal medya insanı şu bakımdan sosyalleştiriyor ve yarar sağlıyor; kişilerle iletişim kurmayı,birşeyler söyleyebilme aktarabilme durumunu benimsiyor.Sosyal medya insanı konuşturuyor ve düşündürüyor.Facebook’ta bir medya içindesin.Twitterda tek başına bir medyasın. Sosyal medya insanı bu mecralarda kendisini var ederek ve hür hakkını kullanarak kendi sayfasında veya profilinde kendi medyasını bir nevi inşa ediyor.Gelecek için bu alanlarda şimdiden var olmak gerekli.
Facebook profilinden bir insanın inografik şeklinde nasıl birisi olduğu bile ortaya çıkıyor.Bu durum ne kadar doğru ne kadar yanlış? Tartışılır.Ama sonuç olarak klavye başından parmaklarımızın ucunda yer alan sosyal medyayı kendi sınır verdiğimiz ölçüde paylaşırsak daha doğru olacağını düşünüyorum.Ayrıca yüz yüze iletişimin sağladığı yarar hiçbir sosyal medya aracında sağlanamayacak bir elveriş olduğunuda unutmayalım.
- Firmalar, ünlüler, markalar sosyal medyada her geçen gün daha çok ve farklı şekillerde yer almaya başlıyor. Sizce en sık yaptıkları hatalar neler?
Firmaların ve markaların en sık yaptığı hatalar sosyal medyadaki hedef kitle ile ayrı yaşıyor olması.Cevap hakkını tüketicilere sağlamıyor.Markanın yer aldığı sayfanın ucundaki kişi bir robot değil. Oda işini yapan bir sosyal medya uzmanı.Bir insan oda. Tüketiciler ile sıcak temas kurmak gerekli.İsteklerine ve şikayetlerine cevap vermek önemlidir. Ayrıca o kitle ile yaşamalı üzülmeli ve sevinmelidir.Kendisini baron şeklinde gören ve hedef kitleyi önemseyen markalar sosyal medyada ilgiyi bir şekilde çekselerde verimi sağlayamayacaklarını düşünüyorum.
Öte yandan ünlüler içinde bu durum geçerli.Ünlü kişiler herkese sosyal medyadan cevap veremeselerde,bir şekilde hayranlarına cevap verebilmek önemli.Yaşadığım bir olayı bir benzetim ile bağdaştırayım.İsim vermeyeceğim ama
Bu durum bir ünlünün 10 kişi ile fotoğraf çektirmesine benziyor.Sanatçı kişi 10 tane bayan hayranı ile fotoğraf çektirdikten sonra artık ünlü kişimiz gider. Ardından 11.kişi gelir bende fotoğraf çektirebilirmiyim der.Tam ünlü kişinin bunu giderken o kızın bunu demesi sonucunda ünlü kişininde başka zamana artık. Gidiyorum demesi ile o fotoğraf çektirdiği 10 kişinin sevgisi ayrı o fotoğrafı çektiremeyen 11. kişinin sevgisi ayrı işleyecektir. Kimbilir o ünlü kişinin lehine karşı arkasından ne tweetler ve iletiler atacaktır ve arkadaşlarına o ünlü hakkında ne olumsuz bildirimler yayacaktır.Zaten bu durumuda tespit ettik ve gerçektende öyle oldu.Bu durum bir ünlü kişide yaşadığım örnek ile benzetme yapmak istedim. Sosyal medyada 1 kişi bile sizin için önemlidir.Bu durumda 1 kişi bile olsada bu kadar acımasız olunabiliyor.Sosyal medyada koca bir medya dağarcığının içindesin. Ayrıca bloglar ve sözlüklerde bunların güçlü destekleyicileri.
Herkesi memnun edemezsin ama en azından samimi bir söz ile onun gönlünüde fethedebilirsin.İşin sihri tatlı dilli olmada ve yerinde iletişim kurmaktan geçiyor. Tabi bu süreç markalar,firmalar için ayrı, ünlüler için ayrı işlesede sonuç hep aynı oluyor.
Başka bir açıdan da bakacak olursak ünlüler sosyal medyada aktif olmasa onların özel yaşamını biliyor olmayacaktık.(Gerçi ben yinede biliyordum
)
Magazin dışında tabi.Magazin furyasında ne kadar doğru ne kadar yanlış bilgi verdiğide belli değil. Çünkü ünlüler birebir kendi dilindeki sözleri klavyeye döküyor.Magazinden yansıyan olayları değil.Hep ünlülerin hayatını merak ediyorken sonrasında artık bıkmaya başladık.Yazdıkları iletilerden paylaşımlardan sıkıldık.Çabuk tükettiğimizi düşünüyorum.Merakımız hemen gidiveriyor.
Biz öyle bir milletiz ki Reina’da şampanya patlattıktan sonra, çıkışta işkembe çorbası veya midye dolma yiyen kişiyiz.
Ayrıca değinmek istediğim başka bir serzenişte ‘soyunmak’ unsuru.Ünlülerin popüler hatalarından birisi oldu artık. Ünlü olan insanlar ünlü olmaya çalışıyor tekrardan.Hemde soyunarak.Benim bildiğim sanat için soyunulurdu.Ama şimdi sosyal medya için soyunuluyor.Çok garipsiyorum ve yanlış buluyorum. Mesela bunu bildiğimden dolayı kesin ve net diyorum.Hilal Cebeci’nin panpiş vakası tamamen bir reklam unsuru.Hilal cebeci aslında çok akıllı bir kadın. O kalitesi düşük tweetleri yazdığına bakmayın.Hedef kitlesini arttırmak ve kendisine çekmek için yapılan bir jargon oyununda kendisi.Bir reklamcı arkasında yaşadığını biliyorum.Neyse şimdi dahada özel hayata girmeyeyim
İşin özünde bu soyunma vakalarını zaten yabancı ünlüler twitter’da yapıyordu.Oldukçada bu vakalar çok idi.Şimdi türk ünlüleri soyunarak ilgi çekmesi ve reklam yapması bir safsatalık olduğunu düşünüyorum.Ünlüler ünlü olmak için soyunuyor resmen.
- Hayatınızda olmazsa olmazınız nedir? Spor, müzik, bir hobiniz?
Hayatta olmazsa olmazlarımdan denilince aklıma en önce ailem geliyor.
Ailem benim için en önemli husustur.Ardından, dostlarım hayattaki olmazsa olmazlarımdandır. Sonrasında müzik gelir.Müzik dinlemeyi çok seviyorum. Özellikle sanat camiasını popüler müzik alanında takip ettiğim için hangi şarkı tutar hangi şarkı tutmaz diye ön falcılıkta bile bulunabiliyorum. Geçerliliğide var diyebilirim.Sezgilerim ve dağarcığım bu konuda kuvvetlidir
Ayrıca iphone olmazsa olmazlarımdan.Sürekli elimde varlığını hissetiğim bir aksesuar gibi hep elimde.Hayatı kolaylaştırıcı herşeyi seviyorum. Kişisel bilgisayarım,ipad’im olmazsa olmazlarımdandır.
- İş hayatında başarıyı getiren sizce en önemli ilk 3 nedir? (Çalışmak hariç
)
Çalışmak dışında benim için; okumak,merak etmek ve sorgulamak.
- İnsan ilişkilerinde en çok neye dikkat edersiniz?
İnsan ilişkilerinde sağlıklı bir şekilde iletişim kurmaya ve iletişim kurduğum kişiye kendimi doğru anlatabilme ve anlaşılmaya dikkat ediyorum.Dediğim gibi iletişim benim için milli bir meseledir.Doğru telaffuz etmek,düşünerek konuşmak, insanlarla doğru iletişim kurmanın yegane temeli olduğuna inanıyorum.
Okuduğum ‘tongue fu’ kitabında yer alan bir felsefeyide hayatımda benimsiyorum.Kitabın yazarı Sam horn’un kulakları çınlasın
(Ayrıca Tongue fu kitabınıda okumayanların okumasını öneriyorum)
KÖH treni. (K)abul et (Ö)zür dile (H)arekete geç.
Hatanızı kabul edin ne olursa olsun.Özür dileyin ve harekete geçin.Yani bu durumu telafi edici incelikle davranın.Çünkü bizim milletimiz özür dilemeyi ve birşeyi benim hatam kabul ediyorum demeyi sevmeyiz.Halbuki özür dilemek ne büyük lüks bir insan için.Derler ya ben hayatta özür dilemem gurur yaparım.Kendimi küçük düşürmem.Yanlış! Hemen bu düşünüşler geri dönüşümü olmayan kutuya atın. Bunlar hayatta yaptıklarından sadece bazıları.Yoksa bunları uygulamazsam treni kaçırırım. Bu felsefeyi yakamda da görünmeyen bir rozet olarak taşırım. Ayrıca iletişim konusunda kendime hazır cevaplardan oluşan bir repertuarım bile var
Aynı zamanda ‘teşekkür etmek’ kelimelerin sonundaki birer damga olduğuna inanıyorum.Basit gözükebilir ama etkili olduğunu düşünüyorum.
- Sosyal medya sayesinde “iyi ki” dediğiniz ne var? Tanışmanızın zor olduğu biriyle tanışmak, iyi bir arkadaş edinmek, bir iş almak vb…
Sosyal medya sayesinde iyi ki var dediğim noktalardan birisi ünlüler.Sanat camiası iyiki sosyal medyada var.Zaten özellikle twitter ünlülerin sayesinde reklam oldu.Twitter’ın reklam yapmasına bile gerek kalmadı.WOM etkisi ile ağızdan ağıza yayıldı.Böylece ünlüler eskiden yakın çevrelerinden tavsiyeler görüşler alıyordu.Şimdi herkes herkese öneri tavsiye yada olumlu olumsuz bildirimlerde bulunabiliyor. Sıcak temas sağlanabiliyor.Eski zamanlarda böyle birşey yoktu.Ünlüleri magazin hayatında şataflı yaşayan bir toz pembe bulutların içinde olan bir yerde biliniyordu ve öyle algılanıyordu.Ama ne zaman sosyal medya kavramı ortaya çıktı ve gelişti,insanlar herşeyi dile getirmeye başladılar.Düşüncelerini fikirlerini ünlülere beyan ediyorlar. Hatta ünlüler ile sosyal medyadan arkadaş bile oldular.Ünlüler kendilerinin göremedikleri noktaları halktan birebir öğrenmiş bile oluyor.Kişilerde bunları hiç çekinmeden dile getirebiliyor.Eksikliklerini yanlışlarını. Bunlar çok güzel şeyler.Segmentasyon ayırımı ve kültür farkı olsa bile twitter’dan mehmet effendi bile x ünlüsüne mesaj atabiliyor.İleti bırakabiliyor.Düşüncelerini söyleyebiliyor.
Öte yandan hiç yüz yüze ilişki kurmadığın bir insan ile arkadaş olabiliyorsun. Görüşlerde bulunabiliyorsun.Meslektaş olabiliyor.Yada görüşleri ile uyuştuğun birisi olabiliyor.Konuşuyorsun arkadaş olabiliyorsun.Yeni insanlar yeni bir çevre kazanıyorsun.Ayrıca onların sayesinde bile gündemi takip edebiliyorsun.İyiki bu konulardan dolayı sosyal medya var diyebilirim.
- Hayallerine ulaşmak için yaşayanlardan mısınız yoksa “hayal mayal boş işler, hayat ne getirirse onu yaşıyoruz” diyenlerden mi?
Tabiki hayallerime ulaşmak için yaşıyorum. İnsanin bir hedefi amacı olmalıdır.Uzun vadeli ve kısa vadeli hedeflerim hep bir köşemde durur.İnsanın bir hayali olacak ki,çalışmak unsuru onu hep kamçılasın.Gidecek yönünüz yoksa yolunuzda yok demektir. Burada insanın kendisine soracağı soru şudur. Sizin hayattaki itici gücünüz nedir? Bu soruyu kendisine bir sorsun ve cevaplasın.Bana gelince benim itici gücüm, sorumluluğum,hayallerim x yerde yaşamak y marka araca sahip olmak,bir hobimi gerçekleştirmek veya şu mevkiye gelmem bir mülke sahip olmam gibi. Yada itici gücünüze cevap olarak sırf ailem yada çocuklarım bile dersiniz. İnsanın hayatta bir itici gücü olmalı ki kendisini yetiştirmekten ve çalışmaktan vazgeçmesin.
Sevgili Serkan Eskalen, çok keyifli bir sohbet oldu
Teşekkür ediyorum bu samimi yanıtlarınız için… Son olarak basaktemel.com okuyucularına neler söylemek istersiniz?
Son olarak okuyucularınıza, insanın hayatı dörtte üçünü yapacağı şeyleri istemekle geçiyor.Ama istediğiniz bazı şeylere sahip olamamakta mutluluğun bir parçası olduğunu unutmayalım.Sürekli okumak,öğrenmek sorgulamak, merak etmek ve en önemlisi tecrübe ile hayat elzemleşiyor.
Benimle gerçekleştirdiğiniz bu keyifli sohbet için size çok teşekkür ediyorum.
Dünyanın nasıl olmasını istiyorsanız öyle olun.
Sevgi ve saygılarımla.
Serkan Eskalen
facebook.com/serkaneskalen - twitter.com/serkaneskalen
Serkan Eskalen’e teşekkürler…
Tweet





